TÜRKİYE'DE ÇİZGİ FİLM SANATININ GELİŞMESİNİN ÖNÜNDEKİ ENGELLER

 

 

Levent Elpen

 

Canlandırmacılar Meslek Birliği Girişimcisi, Çizgi Filmciler Derneği Yönetim Kurulu Üyesi, canlandırmacı

 

 

 

 

●Türkiye'de çizgi film "sektörü" henüz "yok"tur.

 

Sektörden veya endüstriden de önce, çizgi filmin gerçek bir SANAT faaliyeti veya kolu olarak Türkiye'de varlığının duyulması, ağırlığının olması gerekir. Dünyada bu iş, durup dururken "sektör" olmadı. İlk önce, bu işi yapan sanatçıların ve onların karşısındaki alıcıların, yani izleyicilerin estetik beğenileri önemli rol oynadı. Bu yüzden, öncelikle, canlandırma meraklılarının amatör, canlandırma öğrencilerinin de "deneysel" çizgi film çalışmalarının desteklenmesi gerekir.

 

●Diğer engelimiz ise aslında en önemlisi: Televizyonlar!

 

Türkiye'de hemen her aile, Türk kültürünü yansıtmayan, ayrıca çocukları şiddete yönelten çizgi filmlerden dert yanıyor. Öncelikle, işe şiddeti önleme yönünden bakacak olursak, pedagog yardımıyla, değişik yaş gruplarındaki çocuklar için farklı ve ayrı ayrı işler ortaya çıkarmak, kültür adamlarının katılımlarıyla, çizgi film sanatçılarının bizzat ellerini dokundurdukları doğru düzgün yazılmış senaryolarla, kültürümüzü ve insanımızı yansıtan çizgilerle sadece çocukları değil, büyükleri dahi ekrana bağlamak elimizde. Çizgi film, aslında kültürel saldırı ve değerlerini kaybetme tehlikesi altındaki bir ülke için çok ama çok önemli bir "stratejik" meseledir .

Televizyonlar, hâlâ yurtdışından son derece ucuza, kilolarca çizgi film alıp olur olmaz saatlerde "çocuk oyalamayı" marifet zannediyor. O kadar, devâsâ sayılabilecek nitelikte reklam geliri olan kuruluşlar bunlar. Bir tanesi zahmet edip Türk çizgi filmcilerine çağrıda bulunmuyor. "Gelin, şurada bize bir dakikalık da olsa, çizgi filmler yapın, arada Türk çizgi filmi gösterelim hiç yoktan, bedeli neyse verelim, zevahiri kurtaralım bari" demiyor. Niye desin ki? Kendisine ekstradan külfet getirecek işlerden, ceplerinden çıkacak, reklam gelirlerinin yanında hiç kalacak para miktarlarından, vebalı imiş gibi kaçıyorlar. Onları, böylesine önemi olan bir kültürel meselede tavır almaya zorlayacak bir yasal düzenleme ise yok!

 

●Üçüncü engelimiz, televizyonları da kapsayan bütün bir özel sektör. >

Son yıllarda, "Şu konuyu, şu muhterem büyüğümüzü, şu kültür değerimizi çizgi film yapalım" televizyonda olmazsa VCD veya DVD’lerde piyasaya sunalım diye ortaya çıkıp bu işe para yatırmak isteyenler, nedense pek çoğaldı. Ancak bunlar, hâlâ uzun metraj çizgi film yapımının gerçek maliyetini ve altyapının önemini kavrayamadıkları gibi, işin kültürel ve sanatsal boyutunun da hiç farkında değiller. Projeyi yaptıracak olan, istemesini biliyor. "Şurasını şöyle yapalım, burası böyle olsun" diye, bir de dünyanın en pahalı uzun metraj çizgi filmlerinden örnekler veriyor. Bunların devâsâ kadroları, milyon dolarlık bütçeleri ve en önemlisi, işin disiplinli bir zaman planlaması olduğunu bilmeden, istiyor da, istiyor. Ayırdığı bütçeye bakıyorsunuz, o istediği ve örnek verdiği çizgi filmlere ayırılan bütçenin binde biri bile değil! Bir veya iki, bilemediniz, üç kişiyle konulu, uzun metraj bir çizgi filmi, hem de "bir an önce" bitirmenizi istiyorlar. Sanki tek karelik karikatür çizilecek. Çizilecek kare sayısı, onbinleri, yüzbinleri bulabiliyor. Sırf 15 dakikalık bir çizgi film için, daha 2005'de, 13 bin kare çizdik. Sadece çizim için 13 bin kare ile teknik imkânlar katılıp, film yapımı bittiğinde yüzelli, ikiyüzbin karelik iş çıkardığımızı görüyoruz. Fakat bu beyler, işin neden aylarca bitirilemediğini kavrayamıyorlar.

 

Bu işin deneme safhası maalesef yoktur. Herhangi bir projenin ayrıntıları baştan incelikli olarak belirlenir, kadro ona göre yapılır, bütçe ona göre çıkar, paranızı ortaya koyarsınız ve çizgi filmciler de, belirtilen zamanda filmi teslim eder. Bu kadar nettir. Oysa bizim "patron"lar, işin neresinden kırpayım, sineğin neresinden yağ çıkarayım derdinde. Böyle bir özel sektör ile Türkiye'de daha çook çizgi filmler YAPILAMAZ!

 

Ama sonra bir bakıyorsunuz, Cağaloğlu'nda, Beyazıd'daki kitabevlerinin raflarındaki VCD'lerde, "Dinî çizgi filmler" diye, çoğu imkânsızlıktan doğru düzgün çizilememiş, bir çok planı aceleye getirilmiş, çekim veya renklendirmesi yarım yamalak bitirilmiş bu tip çizgi filmleri, oldukça pahalı fiyatlara satıyorlar. Bu çizgi filmlerin neresi İslâmî?

 

●Dördüncü engel olarak devletten ve kamu sektöründen bahsedeceğim ama devletin konumu, ötekilere benzemiyor. Kısacası, devlet hem bir taraftan engel, hem de bir taraftan teşvik edici bir role sahip.

 

Aslında kamu sektörünün bu işin öneminin daha çok farkında olması gerekiyor. Zira, çocukların izlediği çizgi filmlerden ailelerin bu kadar şikâyet ettiği bir başka ülke var mıdır, bilinmez ama soruna çare üreten bir kamu mekanizmasının, her şeyden önce "stratejik" bir karar aldığının farkında olması gerekir. Zira, bir ülkeyi kültürel olarak çökertmek, onun varlığına yapılan en hayatî saldırılardan biridir. Açık ve net olarak söylemek gerekirse: Çizgi filme yatırım
yapan bir ülke, stratejik olarak, ayakta kalmayı garantilemiş demektir. Gelin görün ki, ülkemiz, bu konunun aymazları ile doludur. İnternet üzerindeki forumlarda, Türk çizgi filmlerini küçümseyen, hakaret eden yazılar yayınlanmaktadır. Çizgi filmin önemini anlatmaya çalışan bir blog'da, yorumculardan biri, "Ülke batıyor, siz çizgi filmle uğraşıyorsunuz, bırakın böyle boş şeyleri" diye yazabiliyor. Cehaletin nerelerde olduğunu bunlardan dahi anlamak mümkündür. Bilmiyorlar ve anlamıyorlar ki, çizgi film, en önemli kültürel silahlardan biridir.

 

Devletin yaptıklarına ve yapamadıklarına bir bakalım: TRT, yetersiz de olsa, Türk çizgi filmcilerine geçmişte, hatta yakın zamanda destek vermişti. Bu desteğin daha da artması ve en az Disney'e veya onun film dağıtımcısı Bueña Vista'ya verdikleri önem kadar Türk çizgi filmcilerine destek vermelerini bekliyoruz.

 

 

TRT'nin dışındaki ikinci devlet desteği kalemi, Kültür ve Turizm Bakanlığı'nda… Yalnız bu, oldukça sorunlu bir destek. Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema ve Telif Hakları Genel Müdürlüğü, 5224 Sayılı SİNEMA FİLMLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE SINIFLANDIRILMASI İLE DESTEKLENMESİ HAKKINDA KANUN gereğince alınan Sinema Destekleme Kararları uyarınca, her yıl, artık yılda iki kez, içinde animasyon da bulunan bazı kategorilerde, başvuran filmlerin bütçelerinin belirli oranında destek veriyor. Bu oran, genellikle film bütçesinin üçte biri kadar oluyor. Çizgi film yapmak isteyip de, hiç bir yerden destek bulamayanların son çaresi, bu destek. Hiç yoktan, bütçenin bir kısmı ile de olsa, film yapmak için kendilerine bir yol açmaya çalışıyorlar. Gelin görün ki, bu desteği vermek üzere, gelen film projelerini değerlendiren kurulun içinde, bir tane bile çizgi filmci üye yok. Sonuçta, alınan kararlara baktığınızda, başvuran bir çok çizgi film projesinin geri çevirildiğini, ancak bir veya en fazla iki tanesine destek verildiğini görüyoruz. Geri çevirme gerekçeleri ise kelimenin tam anlamıyla, "tüyler ürpertici": "Çizgi Sinema" kavramının gerektirdiği canlandırma tekniği ya da estetik açıdan yeterli görülmemesi veya benzerlerinin Bakanlık arşivinde bulunması nedeniyle reddine...

 

Bu gerekçeyi ileri sürenlerin hiç biri, çizgi filmci değil. Destekleme Kurulu'nda, genellikle sadece sinema alanında söz söyleyebilecek kişiler ile kurum yetkilileri bulunuyor. Bu gerekçe, son olarak, çizgi filme yıllarını vermiş duayenlerimizden, Tonguç Yaşar'ın bir projesi için de kullanıldı: Bakınız:
http://www.telifhaklari.gov.tr/BelgeGoster.aspx?F6E10F8892433CFF028B4EEC66E03438E0D3FE4467ECCEB8

 

Ankara'da, Telif Hakları ve Sinema Genel Müdürlüğü'ne giderek, bu konuda bir-iki kez sözlü uyarıda bulundum ama bundan sonraki destek kararlarında ne gibi gerekçelerle karşılaşacağımız, hâlâ meçhul.

 

Bu durumun önemli bir sebebi de, biz çizgi filmcilerin, bugüne kadar, sinemanın öteki alanlarında çalışanların yaptıkları gibi bir meslek birliği kuramamış olmamız. Bugüne kadar, sadece Çizgi Filmciler Derneği kurabildik. 1993'de kurulan derneğimiz, ilk zamanlar Kültür Bakanlığı tarafından dikkate alınıyor ve değerlendirme kurullarına üye veriyordu. O zamanki yapı ve mevzuat değişikti, meslek birlikleri henüz kurulmamıştı. Zamanla, dernek, meslek birlikleri lehine yapılan mevzuat değişiklikleriyle, bu avantajını yitirdi ama kendisi, bir meslek birliğine dönüşemedi. Bu yüzden, son zamanlarda, bizzat meslek birliği kuruluşu için çalışmalara hız vermiş bulunmaktayım. Bu konuda gerekli açıklama, http://canlandirmacilar.net web sitemizde yapılıyor. Yalnız, şunu belirtmem gerekir ki, meslek birliği kurmak, dernek kurmaktan çok daha zordur. İlgili mevzuat için yine Telif Hakları ve Sinema Genel Müdürlüğü'nün sitesine bakabilirsiniz:
http://www.telifhaklari.gov.tr/BelgeGoster.aspx?F6E10F8892433CFF3562477F0F09B0DC99EC57C8B75471FA

 

Meslek birliği, Türk çizgi filmcilerin yolunu ve Türkiye'de gerçek anlamda bir çizgi film sektörünün önünü açacak çok önemli bir gelişme olacaktır. Ayrıca Kültür Bakanlığı'nın destekleme kurullarına zorunlu olarak girecek meslek birliği üyemizin, tüylerimizi ürpertecek yukarıdaki tip gerekçelerin de ortadan kaldırılmasında, önemli katkısı olacağını düşünüyorum.

 

●Beşinci engeli, çizgi film eğitiminde arıyorum.

 

Türkiye'deki geniş kapsamlı ilk çizgi film okulu olan Anadolu Üniversitesi GSF Çizgi Film ve Animasyon bölümünden mezun olan öğrenciler, uzun süre ne yaptı? Ortada gerçek anlamda bir sektör olmadığından, iş bulabildiler mi? İş bulamayınca, ne yaptılar? Bu soruların çoğunun cevabı, maalesef olumsuz. Uzun süre mezun oldukları okul ile ilgili bir iş yapamadılar, Türkiye'de ortalıkta doğru düzgün bir çizgi film sektörü olmadığı için, işsiz kaldılar ve sonunda, branşları ile ilgisiz işler yapmak zorunda kaldılar. Bugün bu okul mezunlarının çoğu, animasyonu ve çizgi filmi unutmuş vaziyette, grafik tasarım işleri veya illüstrasyon yapmaktadır. Pek azını animasyon ile ilgili işlerde, o da proje oldukça görüyoruz. Bir kısmı da, yarışmalarda lütfen açılan animasyon bölümlerinde deneysel işleri ile karşımıza çıkıyor. Genellikle ödül alıyorlar. Gerçekten deneysel animasyonlarda, el emeği yoğun işlerde, Anadolu Üniversitesi GSF Çizgi Film öğrencileri veya mezunları, oldukça başarılı.

 

Anadolu Ünversitesi dışında, bir kaç özel üniversitede daha çizgi film veya animasyon bölümü açıldı. Bunların da çoğunun başında, benzer sorunlar vardır. Maltepe Üniversitesi'nde, Kültür Üniversitesi'nde az sayıda öğrenci ile klasik animasyon ağırlıklı ve genelde teorik eğitim veriliyor. Bilgisayar teknolojisi ile ilgili pratik, bu eğitimde de zorunlu olarak ikinci planda. Mimar Sinan Üniversitesi'nde ise hâlâ yüksek lisans düzeyinde çizgi film eğitimi var sadece.

 

●Altıncı engel, Türkiye'de doğru düzgün çizgi film senaryosu ve konusu yazacak insan olmamasında aranmalı. Bu açığı genellikle biz çizgi filmciler, bizzat kendimiz kapatıyoruz. Aslında başlı başına bir tür ve iştir çizgi film senaryosu yazmak ama bu konuda yetişmiş insan gücü ve çizgi film senaryosu tekniklerini bilen insan ne yazık ki yoktur. Bir ara, 1990'lı yıllarda, çocuk kitabı yazarlarına çizgi film senaryosu yazdırıldı ama bizzat gördük ki, bu senaryoların çizgi film teknikleri ile uzaktan yakından ilgisi yoktu. Çünkü çizgi film senaryosu yazmak, çizgi film gibi düşünmeyi gerektirir. Bu senaryolar, genellikle tiyatro eseri veya piyes gibi yazılıyor ve bol diyalog içeriyordu. Hareket kısımları, hemen hiç düşünülmemişti.

 

●Yedinci engel, animasyon işine son zamanlarda giren bazı yetersiz insanlardan kaynaklanıyor.

 

Bilindiği gibi, CG, yani karakter jenerasyonu dediğimiz üç boyutlu (3D) bilgisayar teknikleri, animasyona yeni bir boyut ve görüntü zenginliği getirdi. Ancak klasik animasyonun, çizgi ile yapılan gerçek çizgi filmin yerini, doğallığını hiç bir zaman alamadı. Buna rağmen, getirdiği görsel zenginlik, animasyon ile ilgili bazı teknik kolaylıklar ve foto gerçekçilik, bu tür animasyon filmlerini popüler kıldı. Kısa sürede, dünyada, CG animasyon ile üretilen uzun metraj filmlerin hasılatı, klasik animasyon ile üretilen filmlerin hasılatını üçe katladı.

 

Bu avantajlar ve popülerliğin çekiciliğine kapılan pek çok kişi, o güne kadar animasyon teknikleri hakkında doğru düzgün bilgi sahibi olmadıkları halde, kendilerini birdenbire bu alanda buldu. Özellikle programcılar, yazılımcılar ve mühendisler, klasik animasyon mantığını öğrenmeye hemen hiç zahmet etmeden, kendilerini animasyoncu olarak görmeye başladılar. Sonuçta, ortaya hatalı hareketler ve fazlaca robotik karakterler çıktı. Buna rağmen, bu işleri yapanlar, klasik animasyon ile uğraşan bir avuç insan sayısını kısa sürede geçince, gerçek animatörlerin (canlandırmacıların) kendileri olduğunu zannetmeye başladılar. Üstüne, bir de Disney şirketinin klasik animasyon tekniklerini tamamen bıraktığını, tamamen CG tekniklerine geçtiğini açıklaması, tuz biber ekti. Disney sonunda CG animasyonun önde gelen şirketi Pixar ile birleşerek dünyada daha da güçlü konuma geldi. Sonuçta, biz klasik animasyon tekniklerini bırakmayan ve vazgeçmeyenler, işin gerçek temelini bildiğimiz halde, ikinci plana çekilmek zorunda kaldık.

 

●Sekizinci engel, Türk Sineması'nın bizzat kendisi. Bugüne kadar çizgi film ile bütünleşmiş, çizgi filmcilere de iş çıkartan bir sinema yapımı veya yönetmeni neden göremedik? Türk Sineması, burunlarının dibindeki fırsatlardan, yeni fikir alanlarından habersiz. Belirli konulara saplanıp kalmış durumdalar. Çizgi film konusunda, animasyon mantığı konusunda, hemen hiç bir fikirleri yok. Hep uzak duruyorlar bu alana. Oysa dünyada, gerçek görüntüler ile çizgi karakterler bir arada filmler yapılıyor. Neden böyle projeler üretilmiyor burada, anlamak mümkün değil. Bunu da geçtik, film story-board'ları için çizgi filmcilerle çalışmayı akıl eden dahi yok. Oysa çizgi film, sinemanın atasıdır. Çizgi filmciler, doğru işler çıkartmak için, sinemayı, sinema bakış açısını bilmek zorundadır.

 

●Dokuzuncu ve son engeli, aslında, daha önce devlet ile ilgili bölümün içinde saymalıydım ama bilerek ayrı tutuyorum. RTÜK Yasası'nda, Türk çizgi filmleri lehine düzenlemeler yapılmalıdır. Bu konuda, neredeyse 15 yıldır uğraşıyoruz. Microsoft'un telif hakları konusunda jet hızıyla karar alan Meclis, Türk çizgi filmlerini ve çizgi film sanatını koruyucu kararları, 15 yıldır alamıyor.

 

Çizgi Filmciler Derneği Başkanımız Derviş Pasin, o kadar zamandır bu mesele ile uğraşıyor. RTÜK'ten destek yazıları derneğimize ulaşıyor, RTÜK Başkanı Zahid Akman, bu konuda yasa değişikliği yapılacağını, bizzat ve resmen, Meclis araştırma komisyonunda ifade ediyor ama gelin görün ki, bugüne kadar hiç bir hareket yok:

 

'AKP Adana Milletvekili Recep Garip ise, Türkiye televizyonlarında gösterilen çizgi filmlerde 150 karakter tespit edildiğini, ancak bunların bir tanesinin bile millî kahraman olmadığını söyledi. Akman ise konuyla ilgili olarak çocuk programlarında özellikle dilin kullanımına dikkat edilmesi ve bu programların sayısının artırılması gerektiğini kaydetti. Akman, "Ne yazık ki çocuk programlarına çok fazla reklam alınamıyor" derken Türkiye'de yayınlanan çizgi filmlerin yüzde yüzünün yabancı olduğunu, bu nedenle yeni bir yasal düzenleme yapılacağını ve bundan böyle gösterilecek çizgi filmler arasına Türk yapımlarının konulmasını da sağlayacaklarını bildirdi.' (http://www.haberler.com/meclis-te-retuk-rtuk-tartismasi-haberi/ ve http://www.memurlar.net/haber/71105/)

 

Bizler, 11 Nisan 2007'de Meclis Araştırma Komisyonu'nda bu sözü veren RTÜK Başkanı'nın sözünü tutmasını bekliyoruz. Ondan da öte, Başbakanlığın ve Meclis'in bu konuda bir an önce üzerine düşeni yapması gerekiyor. Bunu, biz bir avuç çizgi filmci için yapmamalılar, koskoca bir gençliğin geleceği, kültür hayatımız ve stratejik güvenlik çıkarlarımız için yapmalılar.

 

Yapılacak düzenleme ise gayet basittir. RTÜK Yasası'nın şöyle bir maddesi vardır:

 

Program hizmetinin içeriği ve yeni yayın tekniklerinin kullanımı

 

Madde 31 - (Değişik: 15/5/2002-4756/14 md.)

Radyo ve televizyon kuruluşları, yayınlarında belli oran ve saatlerde eğitim, kültür, Türk halk ve Türk sanat müziği programlarına yer vermek zorundadırlar. Bu programların tür ve oranlarıyla ilgili esaslar Üst Kurul tarafından tespit edilir. Tematik kanallar, bu zorunluluktan muaf tutulur. Tematik yayın yapmak isteyen kuruluşlar, başvuru sırasında bu hususu belirtir. Bu kanallar, Üst Kurulun izni olmadan yayın türünü değiştiremez. Tematik kanallarla ilgili usul ve esaslar Üst Kurulca belirlenir. (...)

 

Görüldüğü gibi, bu madde ile tematik kanal uygulaması adı altında, her türlü Türk yapımından imtina eden çocuk kanalları kurulabilmekte, bunlar da sabahtan akşama kadar paso yabancı çizgi filmler yayınlamakta ve kendi kültüründen tamamen uzakta yetişen kuşakların sorumluluğunu olanca ağırlığıyla taşımaktadırlar. Yasa düzenleyici, bu fiilî durumu fark ederek, Türk çizgi filmcileri lehine bu maddeye bir paragraf eklemelidir. Zira, durum açıkça adaletsiz ve dengesizdir.

 

Belirli oranlarda Türk kültürüne ilişkin programlara yer verilmesi, son zamanlarda, yerli dizi patlamasıyla sonuçlandı. Oysa, bu zorunluluğun içinde, Türk çizgi filmleri de olmalıydı. Nedense, bu yasa kapsamında Türk çizgi filmlerine yer verilmesi gerektiğini kimse aklına getirmiyor.

 

Dolayısıyla, bu yasaya sadece bir paragraf eklenerek, açık ve net biçimde, televizyon kuruluşlarının günlük yayın saatlerinin belirli bir yüzdesini Türk çizgi filmlerine ayırması zorunluluğu getirmesi sağlanmalıdır.

 

Çin, çoktan kendi ürettiği çizgi filmleri bu yolla korumaya aldı. Avrupa'da, eski Doğu Bloku ülkelerinde, bu tip uygulamalar çoktan yasalaştırıldı. Biz, bu konuda AB uyum yasaları çerçevesinde dahi bu meseleye bir çözüm getiremedik. Başbakanı, Meclis'i ve RTÜK'ü bu göreve âcilen çağırıyoruz.

Yapılacak somut düzenleme, yukarıda anılan ilgili RTÜK Yasası maddesinin şu şekilde değiştirilmesidir:

 


Program hizmetinin içeriği ve yeni yayın tekniklerinin kullanımı

Madde 31 -

Radyo ve televizyon kuruluşları, yayınlarında belli oran ve saatlerde eğitim, kültür, Türk halk ve Türk sanat müziği programlarına yer vermek zorundadırlar.

(YASA MADDESİNE EKLENECEK PARAGRAF)

 

Ulusal yayın yapan televizyon kuruluşları ile çocuklara yönelik yayın yapan tematik kanallar, yayınlarında yüzde 30 oranında Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları tarafından yapılmış çizgi film ve öteki animasyon türlerine yer vermek zorundadır. RTÜK veya ilgili kuruluşlar, bu zorunluluk ile ilgili denetlemeye, yasa değişikliği yürürlüğe girdikten en az altı ay sonra başlar.

 

Bu programların tür ve oranlarıyla ilgili esaslar Üst Kurul tarafından tespit edilir. Tematik kanallar, bu zorunluluktan muaf tutulur. Tematik yayın yapmak isteyen kuruluşlar, başvuru sırasında bu hususu belirtir. Bu kanallar, Üst Kurulun izni olmadan yayın türünü değiştiremez. Tematik kanallarla ilgili usul ve esaslar Üst Kurulca belirlenir. (...)

 

 

 

 

Comment Script
Post this page to: del.icio.us Yahoo! MyWeb Digg reddit Furl Blinklist Spurl

Yorumlar

mücadelenizi ben de destekliyorum
türkiye türk yapımı çizgi filmlerle hem kendi gençliğini kurtarır hem de kendi reklamını yapmış olur.
#6 - ali şahin - 24/05/2008 - 19:50
umarım başarırsınız
aslında bende küçükken hep çizgi film karakterlerini çizerdim hemde başarılı bir şekilde ama ülkemizde çizgi filme değer verilmiyor halbuki onlar bizim çocukluğumuzun en tatlı anıları
#5 - mesut yıldız - 05/03/2008 - 14:37
Yazınızı
başından sonuna kadar ilgiyle okudum. Asıl okuması gerekenlerin de bu yazıdan haberdar olduğunu umut ederek tabii.
Yedi yaşına kadar öğretilenler taşa yazılan yazı, yedi yaşından sonrası suya yazılan yazı gibidir.' düsturundan yola çıkarsak ve hele hele çocukların vaktinin çoğunu tv. karşısında çizgifilm izleyerek geçirdiğini hesaba katarsak, milli çizgifilmlerin eksikliğinin ne büyük bir vehamet
olduğunu zaten görürüz. Ancak bu işle ilgilenenlerin ve ilgilenmeyi
düşünenlerin, yaptıkları ve yapacakları işlerde mutlaka ve mutlaka
herşeyden önce KALİTE'ye talip olmaları gerek. Bunun olup olmadığını bu
işle ilgilenenlerin takdirine bıraksam da "Görünen köy klavuz istemez."
demekten kendimi alamıyorum. Tabii maddi olanaksızlıkların ya da sponsorların işi erbabına bırakmamaları gibi faktörlerin de bu kalitesizliği baltaladığını da göz ardı etmiyorum.
Bunca girizgâhtan sonra benim asıl sizden öğrenmek istediğim: "Çizgi film
senaryosu teknikleriyle" ilgili detaylı bilgi alabileceğim eserlerini ya da bana fikir verebilecek -kaliteli olmak şartıyla- çizgi film senaryo örneklerini
nerelerden temin edebilirim? Bu konu hakkında beni bilgilendirirseniz çok
memnunu olurum. Emeğiniz için teşekkür ederim."
#4 - zumra - 28/02/2008 - 21:47
Mücadelenizi destekliyorum
Bu yazılanları okuyunca gerçekten de mutlu oldum. Türkiye'de bu sektörün ne kadar kısılı olarak sürdürüldüğünü biliyorum.

Ben de 3ds max ile 2 senedir ilgileniyorum ve kendi sitemde bu işin eğitimini veriyorum. Sitemizde sizin bu projenizi tanıtmak isteriz. Çorbada bizim de tuzumuz olsun


www.3dimparatorlugu.com


Bana siteden özel mesaj yolu ile ulaşabilirsiniz
#3 - İnan Arslan - 25/02/2008 - 11:29
Tesbitlerinizi akademik çevreden okuyan,yorumlayan varmı bilmiyorum.Bu konuda en başta onların öne çıkmasını beklerdim.Çorbamı içerim,ek ders ücretime bakarım,kariyer yapıp sonra emekli olurum diyen varsa yazıklar olsun,yada onların da sahiplenmesi gereken işi sahiplendiği için Levent Elpen'i onore etmeye baksınlar...
#2 - Sait Oktay - 07/02/2008 - 14:24
umarım
umarım ilgililerin kulağına gider.
politik kademelerde her işi yasak savmak düzeyinde yapan kifayetsiz politikacılardan gayrı birileri de bunlara kulak verir.
elinize sağlık.
#1 - anno mundi - 05/02/2008 - 13:28
Çok Yerinde Bir Makale
Aslında söylemek istediklerim buraya yazmakla bitmez, gerçekten çok yerinde saptamalarda nulunmuşsunuz Levent Bey.
Akıllara durgunluk verecek derecede bir umursamazlık ve bilinçsizlik yatıyor bizim Türk üretimcilerinde.
Özellikle "çizgifilm sinemanın atasıdır" sözüne çok katılıyorum.
Yalnız şunu da söylemeden geçemiyeceğim ki, sizin gibi insanlar oldukça bu işler elbet bir gün yoluna girecektir bundan eminim.
#0 - enes bilgin - 05/02/2008 - 12:33
İsim
E-mail (gizlenecek)
Web sitesi
Başlık
Yorumunuz
To prevent automated Bots form spamming, please enter the text you see in the image below in the appropriate input box. Your comment will only be submitted if the strings match. Please ensure that your browser supports and accepts cookies, or your comment cannot be verified correctly.



Powered by Comment Script