ÇİZGİ FİLME BİLGİSAYAR GİRDİ, MERTLİK BOZULDU (!) Çizgi film ve bilgisayar ilişkisini ayrıntılı biçimde incelemeliyiz. Bu, yaptığımız işin dışarıya sunumunu da etkilediği için çok önemli.
Çünkü, meselâ, Çizgi Filmciler Derneği üyeleri, tamamen klasik animasyon yapan, hemen hepsi de ışıklı masada çizim yaparak çizgi film üreten insanlardan oluşuyor. Bu demek değildir ki, dernek üyesi olmak için mutlaka çizim masasında (lightbox veya animation desk) yani, döner diskli ışıklı masada, bu masadaki pimlere göre delinmiş kâğıtlara çizmek şart! Elbette böyle değil...
Dileyen ve isteyen, tamamen bilgisayarda çizim yaparak da çizgi film üretebilir. Kimse de "Bilgisayarda çizim yaparsan, çizgi filmci olamazsın" deme hakkına sahip olamaz!
Daha önce de önemle altını çizdim: "Çizgi filmci olmak, başka bir şeydir".
Bunu neden vurguluyorum?
Çünkü
animasyon eşittir çizgi film, değildir.
Animasyon, yani canlandırma filmi, çizim harici başka ve değişik tekniklerle de yapılabilir. Bunların başında bilgisayar grafiği denilen CG (CGI) veya 3D teknikler gelmektedir. 3D'nin yanında, en çok kukla, metal iskelet ve çamurdan yapılmış modeller kullanılarak yapılan stop-motion türü ile animasyonlar da yapılmaktadır. Bu iki tür ile yapılanlar, kareleri birebir resim ve karikatür usul ve üsluplarına göre "çizgi" çizerek yapılmadıkları için, "çizgi film" SAYILAMAZLAR... Çünkü çizgi film kavramı, adı üstünde çizgi ile yapılan klasik teknikli animasyon filmleri için kullanılan bir adlandırmadır. Diğer teknikleri de birlikte kapsayacak olursak, bu adlandırma, TEK bir kavrama, yani ANİMASYONA (Canlandırma Filmi) dönüşür ve klasik, CG ve stop-motion türünde ve tekniğinde yapılmış BÜTÜN film çalışmalarını kapsar.
"Çizgi film" adlandırması, Türkiye'de 1960'lı ve 1970'li yıllarda yerleşmiş ve kavram haline gelmiştir. O tarihlerde, ikinci bir canlandırma türü olarak, sadece stop-motion vardı. Stop-motion türü animasyonlar, sık kullanılmasa da, "kukla film" adı ile anılıyordu. Bazen stop-motion filmleri de "çizgi film" olarak adlandıranlara rastlanıyordu. Türkiye'ye has bir adlandırma olmakla birlikte, çizgi film kavramının, uluslararası karşılığı da yok değildi. İngilizce "cartoon" kelimesinin, hem karikatür, hem de çizgi filmler için kullanılması, boşuna değildir. Her ikisi de, yirminci yüzyılın başlarından itibaren özel kartonlara veya kâğıtlara "çizildiğinden" bu isimlendirmeye layık görülmüş. Özellikle Amerikan İngilizcesi'nde çizgi film, "Cartoon" (Toon da buradan türüyor) veya "Motion Pictures" (Hareketli resimler) olarak adlandırılır.
Dolayısıyla, Türkçe'de yerleşen "çizgi film" kavramı, İngilizce'deki "cartoon" kavramına denk gelir. Her ne kadar birebir bu karşılık düşünülerek ortaya çıkmamışsa da... Çünkü Türkiye'de çizgi film isimlendirmesinin, sinema salonlarında gösterilen, özellikle Amerikan menşeli çizgi ile yapılmış klasik animasyon filmlerini, sinemada gösterilen öteki filmlerden ayırd etmek için yerleştiği açıktır. Yani gösterilen normal bir sinema filmi değil de, çizgi ile yapılmış film... Bu ikisi arasındaki farkı kast etmek için çizgi film denilmiş. Yoksa özel karton veya kâğıtlara çizildiğinin bilinmesinden dolayı olmasa gerek... Çizgi filmlerin nasıl yapıldığına ilişkin yeterli bilgi ve birikimin olmadığı bir toplumda, çizgi film, üzerinde çalışıldığı malzemeye göre nasıl adlandırılabilsin ki?
***
Işıklı masada çizdiklerimiz, kendi kendine canlanıp hareket etmediğine göre, bu resimleri ard arda koyup hareketli görüntü haline getirecek bir mekanizmaya ve dolayısıyla, teknolojiye ihtiyacımız var. Eski teknikler kullanıldığında, çizgi filmimizi oluşturmak için öncelikle iyi bir fotokopi makinesi ve fotokopiciye ihtiyaç duyuyorduk. Kâğıtlarımızı "oxberry" veya "acme " sistemine göre delecek bir kâğıt delme makinesi ve işlerin çabucak yürümesini istiyorsak, bu makineyi de kullanacak bir başka personele daha ihtiyaç vardı. Genellikle fotokopici bu işlerin hepsini birden hallederdi. Çizimlerimizi asetata iyice kontrastlaştırılmış biçimde fotokopi çektikten sonra, kâğıtlarımızdaki deliklere uygun olarak, tek tek, bu asetat fotokopilerini üst üste getirerek kesilmiş film parçaları üzerindeki uygun deliklere göre uydurur ve bantla yapıştırarak, asetat ile film parçasını sağlamlaştırırdı. Böylece kâğıda çizdiklerimiz, asetata kayma, oynama veya tıklama olmadan geçirilmiş olurdu.
Bundan sonraki aşamada ise bu asetat fotokopileri, renklendirmeciler tarafından, çizgi karakterlerin belirlenmiş renklerine göre çizgi arası bölgeler doldurularak, asetatın arka (mat) tarafından, özel asetata tutan boyalarla boyanırdı. Çizimler tek tek bu şekilde boyandıktan sonra, çekim için kamera kısmına, asetatlara zarar gelmeyecek ve tozlanmayacak şekilde gönderilirdi. Bu boyama işlemi sırasında, anti-statik eldiven ve toz da kullanılırdı.
Bu arada, tasarımcılar (genellikle bunlar da animatördü) tarafından çizilmiş arka plan eskizleri (background lay-outları) illüstratörlere gönderilir, onlar da bu eskizler üzerinden özel kartona (schoeller) sulandırılmış guaj ve pistole ile arka planları tablo gibi boyar, derinlik katar, çizgi karakterlerin üzerinde dolaştığı mekânları hareket etmeyen bu resimler üzerinde canlandırırlardı.
Kamera standında, kapatıldığında vakumlanmış hale gelen bir cam içine, önce background için hazırlanmış bu illüstrasyon konulurdu. Arka planlar, bazen düz bir hat boyunca ilerleyerek (koşma, yürüme hareketleri veya bir araç içinde hareket ediyormuş izlenimi vermek için) hareket ettirilirdi. Bunun için standın kenarındaki milimetrik ayarlar kullanılarak, arka plan, bazen milim milim çevirilip hareket ettirilerek tek kare tek kare çekim yapılırdı.
Arka planların üzerine, asetata çekilerek boyanmış çizgi karakterlerin tek kare resimleri ardı ardına konulup, çekimler tamamlanırdı. O zaman da, bugünkü gibi bir saniye için 12 resim çizmek yeterliydi. Çizimler ikişer ikişer çekilerek saniyede 24 kare tamamlanmış olurdu. Standdaki kamera, ya 35 mm. film çekebilen bir kamera olurdu veya bir betacam... Betacam kasetlere kayıt yapılıp, video band üzerinde montaj ve kurgu yapılırdı. Kurgu için de özel bir teknik masa ve cihazlar gerekliydi...
Görüldüğü gibi, çizgi film, eski tekniklerle yapıldığında, ciddi bir ekip ve ekipman kullanımı ve dolayısıyla maliyetini de göze almak gerekiyordu.
Öte yandan, fotokopi makinalarının gelişimini, Disney'e borçlu olduğu yolunda ciddi bir iddia da vardır
***
Bilgisayar, bu teknik süreci baştan aşağı değiştirdi. Dünya üzerinde, standda 35 mm. veya betacam ile çekim yapan tek tük stüdyo kalmışsa da, artık kâğıda çizim aşamasından sonraki, fotokopi, renklendirme, çekim, montaj (compositing) ve kurgu aşamalarındaki bütün teknik işleyiş, tamamen, bilgisayar kontrolüne geçmiştir. Bu tercihin sebebi, özel değil, işin bitirilmesi için gerekli tasarrufun sağlanması, yani ekonomik gerekçelerdir. Bilgisayar, çizgi filmin üretim maliyetini, neredeyse yarıdan fazla düşürmüştür.
Maliyet düşerken, çizgi filmi, daha basitleştirilmiş imkânlarla yapma yolunu açmış, bu da daha çok insanın çizgi film yapım işine girişini kolaylaştırmıştır. Bir çizgi film animatörü, artık kendi çizdiği resimleri kendisi bilgisayara aktararak, fotokopici, renklendirmeci, kameraman ve montajcı bulma derdinden kurtularak, pekâlà kendi kendine kısa filmler üretebilir hale gelmiştir.
Klasik tekniklerle çizilmiş resimleri bilgisayara kolayca aktarıp hareketli görüntüler elde etmeye yarayan bir çok program geliştirilmiştir. Bunların en gelişmişleri, Toonz ve Animo'dur. Bunların biraz daha basitleştirilmişi, ToonBoom Studio, CTP Pro ve TAB'dir. Bunlara ayrıca, animé'lerde ayrı bir yeri olan Retas da eklenmelidir. Yine, Toonz ve Animo'nun biraz daha küçük ölçeklisi, Türkiye yapımı (Yoğurt Teknolojileri) Archer'ı da saymak gerekir. Özellikle Toonz ve Animo (ile Archer), standart pimlere göre delinmiş kâğıt deliklerini otomatik olarak tanıyarak, düzeltip sıraya sokar. Yani scanner'a ayrıca pim yapıştırmanıza gerek yoktur.
Bu sistemde, bilgisayar ve scanner (tarayıcı) ikilisi önemli bir rol oynar. Programlar, çizdiğiniz delikli kâğıttaki çizimleri dijital ortama aktarmak için, kullanıcıya yol gösterir. Çizimi scanner'a koyduktan sonra yapılması gerekenler kendiliğinden ardı ardına gelmektedir.
Montaj (Compositing) için, öncelikle Adobe After Effects, Aura, Bauhaus Mirage ve TV Paint, birebir. Özellikle After Effects'de animasyonunuza kamera hareketi vermek, noktada yürüme hareketini kadrajın bir tarafından öteki tarafına taşıyarak karakteri kadrajda yürütmek ve dolaştırmak, çok kolay.
Son aşama kurgu için ise artık bilinen herhangi bir kurgu programını kullanmak, yeterli. Adobe Preimere, Final Cut Pro, Edius, Avid, Sony Vegas, artık hangisi kullanılacaksa... Ses, müzik ve efekt ile animasyonun birleştiği yer bu kısım olmakla birlikte, konuşma ve müziklere göre önceden animasyonun planlanması, önemli... Yoksa son kurgu aşamasında bilgisayar üzerinde düzeltme yapmak, mümkün olmuyor. başa dönüp, hatayı bulup düzeltmek gerekir.
Bilgisayar ile çizim yapmak ise bütün bu klasik animasyona özgü bilgisayar programlarının geliştirilmesinden önceye giden eski bir yöntem aslında. Tablet alanında öne çıkan Wacom tabletin geçmişi incelendiğinde, 1990'lı yıllardan beri tablet ile çizimin giderek yaygınlaştığı görülecektir.
Tablet de tıpkı scanner gibi klasik animasyon, yani çizgi film işinin ikinci bir parçasını oluşturabilir. Elbette alışabilene... Tablet ile çizimin ekonomik avantajı, ille de kâğıt delme makinesi edinme derdinden kurtulmak olabilir. Zira, yurt dışından adresinize teslim bir kâğıt delme makinesinin (acme veya oxberry standardına göre torna tezgâhında düzenlenmiş özel zımba) fiyatı, 500 ilâ 1.000 dolara mâl olabiliyor.
Kâğıt delmeden, doğrudan bilgisayara çizmek için, genellikle en çok Adobe Photoshop tercih ediliyor. Aslında tablet ile çizim için Aura / Bauhaus Mirage / TVPaint üçlüsü çok daha iyi. Herhangi birini tercih edebilirsiniz. Lightbox özelliği var çünkü. Toonz ve Animo'da da scanner özelliğini atlayarak, içinde çalışan Inkpaint özelliği ile doğrudan (onion skin de kullanarak) çizim yapmak, mümkün. Toonz ve Animo'nun bir başka avantajı ise çizilen /taranan ve renklendirilen resimleri, doğrudan vektörel hale getirip Flash'a aktarabilmesi... Photoshop ve Aura türevleri ise sadece pixel tabanlı...
Tablet ile çizim yapmak, ışıklı masada çizim yapmaya alışmış bir klasik animasyoncu için işkence halini alabilir. Öyle ya, eliniz masada, gözünüz ekranda... Bukalemun olmanız lâzım, gözünüzü bir yere odaklamak için... Esasen, en iyisi, doğrudan ekrana çizim yapılabilen tablet türünü edinmek... Wacom'un Cintiq serisi tableti, aynı zamanda dijital ekran olarak kullanılıyor ve doğrudan bu ekran üzerine çiziliyor. En iyisi bu ama aynı zamanda tablet kullanmak için en pahalı çözüm de bu. Zira, Cintiq'in fiyatı, 2.000 doların üzerinde...
Doğrusunu söylemek gerekirse, Cintiq olmadan bu tablet ile çizme işine alışamadım. Kalemin yumuşaklığı, kıvraklığı her ne kadar tablet üzerinde iyi simüle edilmişse de, odaklanma problemi, tableti masa üzerinden ekrana kumanda etmekte yetersiz bırakıyor. Bu yüzden, en iyisi, gene bizim ışıklı masada delinmiş kâğıtlara çizmek. Nasıl olsa, kâğıt delme makinesi olan bir arkadaşımı bulma şansım var
Tableti esas olarak, arka plan illüstrasyonu için kullanmakta fayda var. Özellikle Corel Painter veya Adobe Photoshop ile tıpkı eskiden sulandırılmış guaj ve pistole ile yapılan background illüstrasyonları tadında resimler elde etmek, mümkün. Hem, orada tableti artık kalem değil, fırça olarak kullanmak gerektiğinden, biraz daha rahat ve serbest oluyor insan...
***
Bilgisayar, çizgi film ve CGI ilişkisine gelince...
Her şeyden önce, CG animasyonlar, yukarıda da açıkladığım gibi, çizgi ile yapılmadıkları için çizgi filmin yerini alamaz. Ancak, 1990'lı yıllardan beri, özellikle Disney'in büyük bütçeli bazı sinema yapımlarından bu yana, CG teknikleri, klasik animasyon filmlerin içinde kullanılıyor. Özellikle arka planlarda (hareketli background olarak) ve film içinde geçen bazı araçlarda (örneğin otomobil, uzay aracı, silah gibi) ve bir takım özel efektler vermekte (ateş, patlama, su ve benzeri efektler) CG animasyon, klasik animasyon ile iç içe geçmiş durumda. Ancak bu, yapılan filmin CG olduğu iddiasına yol açamaz. Zira, bu tür filmlerde, ana karakterler bakımından klasik animasyon ön planda ve CG teknikleri, tamamen, ikincil bir yardımcı araç konumunda...
Hatta son zamanlarda, CG animasyon için kullanılan programlara (3DS Max, Maya, vesâire) eklenen bir takım program parçacıkları (plugin) yardımıyla, CG animasyonları da doğrudan klasik animasyon gibi çıktı almak mümkün hale geldi. Buna göre, karakter modellemesi, aslında CG tekniklerine göre yapılan filmlerde, kısaca "2D render" denilen bu teknikle, 3D programlara eklenen pluginler (örneğin, FinalToon veya Maya Toon) yardımıyla, tıpkı klasik animasyon gibi sonuç almak mümkün. Bu durumda, klasik animasyon ile CG animasyonu, ancak bir uzman veya animasyon işinin içinde olan biri ayırd edebiliyor. Maya'da yapılmış bir örnek için bakınız:
http://www.staphylas.com/lebuilding/movie/making_of_Le%20Building_PAL_web.mov Bu tür örneklere, yine de "çizgi film" denmeyeceği açık... Ancak izleyici veya animasyon işinin içinde olmayan biri, bunu pekâlâ çizgi film olarak kabul edebilir. Sorun da burada... Çünkü CG animasyon işine son yıllarda, çok sayıda, animasyon bilgisi olmayan insan girdi. Bunlar da, hemen, "animasyon eşittir çizgi film" hazır şablonu ve bu tür örnekler yardımıyla, "Asıl çizgi filmcilerin kendileri olduğu" mesajını, alttan alta vermeye başladılar. Açıktan açığa "Biz çizgi filmciyiz" deme cesaretini ise yıllardır klasik animasyon yapan çizgi film ustaları hayatta olduğu sürece, gösteremeyecekler. Çizgi film ustalarının gazabından, ne de olsa çekiniyorlar. Bu yüzden, gerçek çizgi filmcilerin bir an önce "hayattan" çekip gitmelerini istiyorlar ki, meydan onlara kalsın, "Çizgi filmci biziz" diyebilsinler!
Aslında, sadece klasik animasyon ve stop-motion türlerinin yapıldığı dönemde, çizgi filmlere kısaca "animasyon" ve çizgi filmciye de "animatör" denilebiliyordu. Çizgi film kavramı, CG animasyon ağırlığı altında ezilirken, CG animatörler de kendilerine, bu örnekten yola çıkarak, sadece "animatör" diyebildiler. Sonuçta, çizgi film yapan da, CG teknikleriyle animasyon yapan da, "animatör" olarak zihinlere yerleşti. Toplum nazarında, bu algıyı değiştirmek, zordur. Yine de, bütün animasyon türleri ile uğraşanlar, kendi içlerinde, tamamen meslekî kaygılar ile bu tür ayırımları yapmalıdır.
Canlandırmacılar Meslek Birliği'nin bir amacı da bu olacaktır. Animasyonun türlerini resmen saptamak ve animatör veya daha Türkçesi "canlandırmacı"nın kimliği hakkında daha net bir resim ortaya koymak zorundayız. Kültür Bakanlığı'ndaki engelleri aşar aşmaz, ilk bu konuda bir çalıştay toplanmalıdır.
Zira, CG tekniklerinin yoğun olarak kullanıldığı bir diğer alan olan "görsel efekt" ve "hareketli grafik (motion graphics)" işlerinde çalışanlar da kendilerini "animatör" ve hatta "çizgi filmci" saymaya başlamıştır. Gidişat, bu anlamda, NORMAL DEĞİLDİR. Animasyon işinin içinde bulunan sanat erbabının, meseleye müdahale etme vakti, gelmiş ve geçmektedir.
Tahsin Özgür'ün 3D (Hatta "tiridi") diyerek CG animasyona karşı tavır almasının sebebi, öncelikle Disney'de 2003-2004 yıllarında yaşanan değişim ve buna bağlı olaylardır. Zira, kendisi de Disney'in klasik animasyon kadrosu ile yakın ilişki içindedir. Disney'in geçmiş klasik projelerinde çalışmış bir animatörün, çizgi film kavramını doğrudan etkileyen bu olaylara tepki duyması, gayet normaldir. Bu konu ile ilgili ayrıntıları, bir sonraki mesajda açıklayacağım. Yalnız, şu kadarını ifade etmek gerekir ki, bu konuda aşırı duygusal davranarak, teknolojik gelişime tamamen karşı durmak, teknolojik gelişimi yok saymak, doğru değildir. Gelişmeleri, doğru ve yerinde kullanmayan hiç bir yaklaşımın, dünya üzerinde yeri olmayacaktır. Tarih, buna tanıktır.
Öte yandan, üniversitede animasyon eğitiminde ışıklı masa kullanılması zorunluluğunun getirilmesi, eğitimin kendine özgü bazı gerekçeleri ile açıklanabilir. Belki, Tahsin Bey'in başında bulunduğu eğitim kadrosu, klasik animatör olarak yetiştirilecek öğrencilerin, animasyon tekniklerini tam algılaması ve yapacağı işe hâkim olması için bu yöntemi izliyor olabilir. Üniversitede böyle diye pratik çizgi film üretiminde de aynı şartlar olacak şeklinde bir kural yoktur.
Levent Elpen 22 Mart 2009 (Canlandırmacılar Listesi)